❀ Paranoiac Oyun İncelemesi & Rehberi ❀

❀ Paranoiac Oyun İncelemesi & Rehberi ❀
Herkese merhaba! (˶ᵔ ᵕ ᵔ˶) Bugün Uri 'nin yapmış olduğu Paranoiac adlı piksel korku oyunundan bahsetmek istiyorum. Uri'yi belki  The Strange Man serisinden veya  Mermaid Swamp oyunundan zaten tanıyorsunuzdur. Eğer bu tarz oyunlara ilginiz varsa Carry Potter'ın Mermaid Swamp videosunu  da kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim, oyunu gerçekten harika özetlemiş. Oyunu aslında ayın 19’unda bitirdim ama ancak yazıya dökebiliyorum. Bu arada oyunun bir remake sürümü de mevcut fakat ben orijinal versiyonları daha çok sevdiğim için ilk halini oynadım. Bitirmem yaklaşık 2 saatimi aldı. Yazının gidişatından da kısaca bahsedeyim: Önce oyunun genel konusuna değineceğim, ardından oynanış ve detaylı hikaye akışına geçeceğim. Son olarak da kendi fikirlerimi paylaşarak kapanışı yapacağım.   KONUSU Oyunda Miki Takamura adında genç bir kızı canlandırıyoruz. Teyzemiz vefat ettikten sonra bize ondan bir ev kalıyor ve biz de bu eve taşınmaya karar veriyoruz. Ancak eve adım atar atma...

❀ Hajime No Ippo İnceleme ❀ [W.I.P.]

Nereden başlayacağımı gerçekten bilmiyorum. İlk defa böyle bir inceleme yazısı yazıyorum, o yüzden şimdiden heyecanımı mazur görün! (˶>⩊<˶)

Bu animeye tamamen kardeşim Yavuz sayesinde başladım. Kendisi yaklaşık 2-3 yıldır kick boks yapıyor ve bu spora acayip ilgi duyuyor. Normalde biz birbirimizin önerdiği animeleri hayatta izlemeyiz, hatta listelerimizde duran o popüler şeyleri pas geçip gider, en antin kuntin yapımları buluruz. O yüzden bir anlaşma yaptık: Temmuz sonuna kadar ben Hajime no Ippo izleyecektim, o da Monster ile Nana. Şimdi onun 2 tane izlemesindeki sebep tamamen animenin uzunluğundan kaynaklı. Bölüm sayısı olarak birbirine eşit olsun diye böyle bir karar aldık yani.

 Blogumdaki inceleme formatı şu şekilde olacak: Başta kısaca konusundan bahsedeceğim. Ardından da detaylı bir inceleme yazacağım. Detaylı incelemem de animenin uzunluğuna göre değişecek. Eğer animenin/dizinin 1'den fazla sezonu varsa sezon sezon inceleyeceğim. Öteki türlü tek sezonluk animelerde bölüm bölüm gitmeyi planlıyorum. YALNIZ, başta sezonu/bölümü dümdüz anlatırken en sonunda da o sezon hakkındaki kişisel görüşlerimi yazacağım, yani ilk başta yorum katmayacağım için animeyi izlemeyenler biraz sıkılabilir haberiniz olsun. Kısaca, sezon özeti gibi bir şey olacak. Hazırsanız başlıyorum! <3

KONUSU

Bu animenin boksla ilgili olduğunu anlamak için kapağına bakmak fazlasıyla yetiyor zaten. Ama hikayeyi biraz daha detaylandırıp spoiler'sız özetlemek gerekirse:

Ana karakterimiz Makunouchi Ippo, annesine balıkçı teknesi kiralama dükkanında yardım eden, kendi halinde, aşırı utangaç ve sevimli bir liseli. Hayatı okul ve iş arasında mekik dokumakla geçerken, bir gün yine okul çıkışı zorbalığa uğruyor. Tam o sırada oradan geçen Takamura adında bir boksör Ippo'yu kurtarıyor ve kahramanımızın hayatı o saniyeden sonra tamamen değişiyor.

DETAYLI İNCELEME

Buraya kadar sakince yazdım ama bu anime anlatılmaz İZLENİR!

Boks hakkında hiçbir şey bilmediğimi itiraf ederek başlayayım. Yalnız, hiçbir şey bilmememe rağmen bu anime beni her bölüm o kadar gaza getiriyor ki size anlatamam. Evde maçları izlerken attığım sevinç çığlıklarını ve gerginliğimi görmeniz lazım. Yavuz da durur mu? Tabii ki hayır, o da benim tepkilerimi merak ettiği ve animeyi baştan izlemek istediği için yanımda oturup benimle birlikte izliyor. Animenin atmosferi o kadar sıcak, karakterleri o kadar içten ki... Neyse, biz incelememize dönelim.

1. Sezon: Kısaca konusunda da bahsettiğim gibi ilk bölümlerde Ippo annesinin tekne kiralama işine yardım etmekten ve utangaç olduğundan dolayı 3 kişi tarafından zorbalığa uğruyor. Şimdi bu 3 kişinin adını vermekle cidden uğraşamayacağım ama bunlar bir çete olduğu için başındaki kişiyi bilseniz yeterli: Umezawa. Bunlar bir gün okul çıkışı yine Ippo'yu zorbalarken yanlarından koşu yapan iri yarı bir adam geçiyor. Kendisi Mamoru Takamura, Japonya'daki en iyi boksörlerden biri. Sağ olsun Ippo'yu zorbalardan kurtarıyor. Ippo da Takamura'ya hayran kalıp boksör olmaya karar veriyor. Yalnız Takamura her şeyle taşak geçen, karı kız kesen ve Ippo gibi veletlerle uğraşmayı sevmeyen bir insan. Bu yüzden Ippo'u başından savmak için ona hiç yapamayacağını düşündüğü bir görev veriyor: 1 hafta içerisinde ağaçtan dökülen yapraklardan havada 10 tanesini yakalamak. Ippo da bu dediğini yapıyor. Böylelikle Takamura onu kendisinin de gittiği boks salonuna götürüyor. Salonda Kimura, Aoki ve Miyata ile tanışıyoruz. Kimura ve Aoki, Takamura'nın kankaları. Miyata ise Ippo ile yaşıt bir tüy siklet boksör.

Miyata ile Ippo deneme amaçlı ringe çıkıyor ve Miyata yeniliyor. Sonrasında Miyata kendini geliştirebilmek için salondan ayrılıyordu sanırım. Ippo da bu süreçte kendini geliştiriyor ve ilk kez gerçek bir ringe Yusuke diye biriyle çıkıyor. Yusuke eskisi gibi boksu ciddiye almadığı için -yanlış hatırlamıyorsam- 3 maç kazanıp 3'ünü de kaybetmiş. Eğer bu maçı da kazanamazsa sevgilisi ondan ayrılacak -koç da bu arada sevgilisinin babası- o yüzden bir yandan da boksa da elveda diyecek. Tabii sonuç ne oluyor? Ippo kazanıyor. Ancak Ippo'ya yenilmesi onu daha hevesli biri yapıyor, böylelikle boksa devam ediyor.

Şimdi gelelim Çaylaklar Turnuvası'na: Bu turnuvaya hem Ippo hem de Miyata katılıyor. Finalde de birbirleriyle dövüşeceklerine dair söz veriyorlar. Ippo'nun ilk rakibi Ozuma, kendisi görüp görebileceğiniz en nazik insanlardan birisi. İkinci rakibi ise Kobashi, o da çok tatlı biri olmasına rağmen yumrukları pek güçlü değil. Bu yüzden hep sarılma taktiğini uyguluyor ve rakibini çok iyi gözlemliyor. Üçüncüsü ise benim de aynı Takamura, Aoki ve Kimura kadar katlanamadığım Hayami, gerçekten çok sinir bozucu bir tip. Kendini beğenmiş, kızların gözdesi ve "Beni kimse yenemez." diye etrafta dolaşan gıcık tiplemelerden yani. Buraya kadar Ippo üçünü de yeniyor. Sıra geldi benim favorilerimden olan Mashiba'ya. Yalnız bunları yazarken atladığım bir yer var. İlk bölümlerden itibaren Ippo'nun hoşlandığı bir kız var: Kumi. Meğer bu kızımızın abisi Mashiba'ymış, yani demek oluyor ki Ippo hoşlandığı kızın abisini malup etmek zorunda. Ancak ilk önce Mashiba, Miyata'yı malup ediyor. Evet yanlış duymadınız, buraya kadar animede bize hep Ippo'yu gösterdiler. Ippo'nun finalde Miyata ile dövüşmesi için önce Miyata'nın Mashiba'yı yenmesi gerekiyordu. Miyata yenilince Mashiba ve Ippo finale kalıyor. Ippo, Mashiba'yı yenip en yetenekli çaylak ödülünü alıyor.

Bu maçtan sonra Ippo'nun sağ eli neredeyse kullanılamaz hale geliyor. En az 1-2 ay sonra yaklaşan bir maç var ama iyileşmek için katılmaması lazım. İşte tam burada Sendo diye bir çocuk devreye giriyor. Sendo, Ippo'nun maçını izlemiş ve ona hayran kalmış. Uzun zamandır kendisi gibi iradesi güçlü bir rakiple dövüşmek istiyormuş. Bir şekilde Ippo'yu gaza getiriyor ve Ippo elinden geldiğince çabuk iyileşmek için doktor Yamaguchi'ye danışıyor. İyileşiyor da zaten, Sendo'yu da yeniyor. Yalnız Ippo'dan tek etkilenen kişi Sendo değil, bir sürü kişi Ippo ve Takamura'yı görmek için onların boks salonuna yazılmaya karar veriyor. Bakıyorlar ki boks düşündükleri kadar kolay değil, hepsi dağılıyor. Bir kişi hariç: Yamada.

Sendo ile olan maçından sonra Ippo'yu gözüne kestirmiş birisi daha var. Japonya'nın en güçlü boksörü -bakın boksörlerinden biri demiyorum, bildiğiniz boksörü- Eiji Date Ippo'yu daha yakından tanımak için "Boş zamanında benim salona gel." diyor. Ippo ile Yamada salona gidiyorlar. Eiji'nin çok büyük hayranı olan ve aynı zamanda tüy siklette Japonya'nın 5. sırasında olan Okita da bu salonda. Ippo, Date'yle uzun bir süre dövüştükten sonra Okita "Date niye bu çocukla dövüşmek istedi ki? Benim neyim eksik." diyerek kıskançlık krizlerine girdiği için Ippo'yu gerçek bir maça davet ediyor. Kim yeniyor dersiniz? Okita dememi bekliyorsanız çok yanılıyorsunuz çünkü Ippo kazanıyor :D

Peki zavallı Miyata'ya ne mi oldu? Miyata da Mashiba'yla olan maçta çok hırpalanmıştı, ayağının iyileşmesi gerekiyordu. Ippo yükselirken Miyata da bu süreçte iyileşti ve 1 maç daha kazanmak için Tayland'a gitti. Ancak Tayland'da parayı veren düdüğü çalar hesabı uygulandığı için Miyata taktiksel olarak kazansa, puanı rakipten yüksek bile olsa hakemler ya berabere kaldınız diyor ya da rakibi kazanmış gibi gösteriyordu. Tayland halkı da bundan memnun tabii. Kısacası Miyata bok gibi bir hayat yaşıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hear Me Out!

❀ Paranoiac Oyun İncelemesi & Rehberi ❀